25 Mayıs 2013 Cumartesi

Blogum Dergisi -Mayıs 2013- Sherlock Holmes Hakkında Mülahazatı Şamildir


Merhabalaaar,
Şimdi önce ufak bir giriş yazıp sizi yazımla başbaşa bırakacağım. Umarım toplantılarda veya törenlerde müdürlerin yaptığı 'bitse de gitsek' konuşmalarından olmaz :) Ama okuyun nüütfen! Ve de esnemeyin, gözüm üzerinizde:)

Blogum dergisini çoğunuz bilir. Aylık  ve bloggerların da yazdığı yazıları içeren bloglarla ilgili bir dergi... Sağolsunlar bu ay sayısı için benden bir yazı yazmamı istediler. Normalde kafasına göre her telden rahatça yazan ben, böyle bir iş olunca bir tıkandım kaldım anlatamam... Uzun bir zaman 'ne yazsam?' la geçti. Dedim en sonunda benim idolcüğüm Sherlock Holmes olsun bu yazımın konusu da. Ve yazdım. Ancak beni çok üzen bir hata oldu yayında. Soyadımı yanlış yazmışlar. Çoğunuz bilirsiniz genelde blogda anonim kalmayı tercih ediyorum ama adımın Hülya olduğunu fark etmişsinizdir diye sanıyorum, sanmasam mı:p
Neyse bu yazıda ismim Hülya Evkan diye yayınlanmış, ne alaka bilemiyorum ama soyadım Evkan değil, bunu bilin istedim. Aşağıdaki linke tıklayarak yazımı okuyabilirsiniz ya da aşağıda da paylaşacağımdır, oradan da okuyabilirsiniz. Çok sabırlısınız, öpüldünüz :)


 
 SHERLOCK HOLMES HAKKINDA BAZI MÜLAHAZATI ŞAMİLDİR

Sherlock Holmes, dünyanın en ünlü dedektifi, danışman dedektiflik mesleğinin kurucusu ve de ilk temsilcisi, yazarının kaleminden yazarını unutturacak şekilde çıkmış, ete ve kemiğe bürünmüş, benim de tarihsel idollerimden biri olan roman kahramanıdır J  Sir Arthur Conan Doyle’un  Sherlock Holmes karakterini yazarken üniversitedeki profesörü Joseph Bell’den esinlendiği de söylentiler arasında.

Yazar karakterinin çok ekmeğini yemiş. O dönem hikayeler gazetede yayınlanınca ve halk “Sherlocked!” olunca muhtemelen biraz kıskandığından olacak “Vay arkadaş, Sir Arthur Conan Doyle kimdir desem bilmezsiniz, Sherlock Holmes deyince bilmeyen yok. Ben yazdım onu! Ama kıymetimi bilemediniz.” Diye sinirlenip Sherlock’u atmış aşağı. Vallahi bakın! Bakınız: Reichenbach Şelalelerinden düşerek ölüşü Sherlock’un. Bir de buna intihar süsü verir gibi kahramanlık süsü vermiş Doyle. Ezeli düşmanı Moriarty’i de yok etmenin tek yolunu iki tarafı nötrlemek yani ikisini de ordan atmak olarak görmüş yazar. Bir kalemde tüm karakterlerden kurtulmuş, “Burada bir Sir Arthur Conan Doyle var!” diye bağırmış. Tamam, uzattım ama kendine Doyle der mi adam, ünvanlar önemli.

Ama Doyle’un bu komplosunu okuyucu fark etmiş tabi. “Sherlock da Sherlock” demişler, ikindi namazına müteakiben cenaze namazı kılmış, irmik helvası kavurmuşlar arkasından. Gazetede hikayenin olacağı kısma taziye mesajları bastırmışlar ama olmamış, unutamamışlar.  En son evine gelen bir kadın onu katillikle suçlayınca yazar halkın bu halinden korkmuş “Yarın bir gün evimi taşlar bunlar benim, olmaz olsun böyle ilgi” diyerek karakteri usta bir manevrayla hayata döndürmüş. Ülkede bir bayram havası tabi.  Laf aramızda zaten sonradan yazdıkları da pek tutmamış, aç mı kalsın adam?

Sadece ülkede değil yurtdışında da çok ünlü hayranları varmış Sherlock’un. Osmanlı padişahı II. Abdülhamit dedektif hikayelerine çok meraklıymış. Sherlock Holmes’ü okuyunca yazarı kesinlikle tanımak istemiş ve onu ülkeye davet etmiş. Hatta o dönemin en önemli nişanlarından biri olan Mecidiye Nişanı’yla ödüllendirmiş ve kitapları Osmanlıca’ya kazandırmış. İyi de yapmış bence. Sadece padişah değil Adolf Hitler’in de Sherlock Holmes hayranı olduğu söylentiler arasında… 


Doyle’a dönersek, adam nasıl kıskanmasın? Yıl 2013, 200 civarı filmi çekilmiş olan Sherlock Holmes’ün kutsal kitaplar ve sözlüklerden sonra en çok okunan 3. kitap olduğu söyleniliyor. Hâlihazırda devam eden 2 dizisi var. Birisi benim favorim BBC yapımı Sherlock, diğeri ise tam bir katliam olan Amerikan yapımı Elementary –mezarında ters dönmüştür Doyle, ne çileli adammış-. Ayrıca 2 filmi çekilmiş olan Robert Downey Jr. ve Jude Law’ın baş rollerini paylaştığı seri de oldukça güzel. Ayrıca House MD. gibi karakterden esinlenilerek yapılan diziler var. Ki danışman dedektiflik dizilerinin de babası Sherlock’tur bence…


                                                    Londra’daki Sherlock Holmes Müzesi...

 

Bunları bırakın adamın yaşadığını yazdığı 221B Baker Street, gidenler çok küçük olduğundan yakınsalar da şu an müzedir. Her sene yıldönümünde hayranlar role play yaparak orda buluşup Sherlock’culuk oynayıp,  yas tutup Reichenbach’a yolculuk ediyorlar. Bu çok büyük bir başarıdır bence.

Ayrıca dünya çapında 400 Sherlcok Holmes Derneği var, en bilineni Baker Street Irregulars. Zaten garibim Doyle da yenilgiyi kabul etmiş, kendisini Sherlock Holmes’un en yakın dostu John Watson’la özdeşleştirmiştir. Bence de yerinde bir tespit. Sherlock Holmes saf beyinse –ki öyledir- , John Watson saf kalptir -canıııım- .

Her ne kadar İngiliz hükümetinin gizli servisinin başındaki abisi Mycroft -en az Sherlock kadar zekidir- Sherlock’un kadınlarla ilgilenmemesiyle alay etse de –çok ayıp Mycroft- Sherlock cinselikle aseksüel sayılacak kadar ilgisizdir. Adamın beyni bir makine gibi mütemadiyen işlemektedir ve dava olmadığı durumlarda evden çıkmayıp, “Sıkıldım” diye ebeveynleri çileden çıkaran 3-5 yaş çocuk repliği kullanan birine dönüşmektedir. Beyninin sesini susturabilmek için uyuşturucu bile kullanır. Dava çözerken de tütünden vazgeçmez. Yazıma Olumsuz Örnek Oluşturabilecek Davranışlar logosu koymalıydım biliyorum. :p

Sherlock tam dönemin pozitivist anlayışının ve İngiliz soğukluğu dediğimiz şeyin ayaklı temsilcisidir. Böyle bir insanın kadınlara ilgi duyup: “Ayh cnm ya naslsn:d” gibi mesajlar attığını düşünmek oldukça komik olur tabi ki. Kadınlara ilgi duymuyor Sherlock. Tek bir kadına ilgi duyuyor, o da tabi ki oldukça zeki ve kurnaz, aynı zamanda da dişil de bir karakter  ve de Sherlock’u aldatabilen tek kadın olan  zekasına hayranlık duyduğu “O Kadın” Irene Adler. Sherlock’u alt ediyor. Vay be! 



Peki nasıl Sherlock Holmes Olunur?

Cevabı bilsem ben de olurdum, değil mi? J

Onun gibi her ayrıntıyı gören ve bundan bir çıkarım yapan biri olmak hayalimdir, çoğu Sherlock hayranın da olduğu gibi . Yurtdışında The Sherlock Holmes Handbook, How To Think Like Sherlock Holmes gibi nasıl Sherlock Holmes gibi düşünüleceği üzerine kitaplar yazılırken bizde yazılmak bir yana daha bu kitapların çevirisi bile yapılmamıştır. (Çok dertliyim bu konuda)  -Edit: Nemesis kitap Sherlock Holmes El Kitabı'nı çevirmiş, yuppiii! diyor zıplıyorum, usturuplu bir blogger gibi davranmam gerekirse cool hareketlerle ayakta alkışlıyorum... :) -

Tamam, annemin bluzunun sol kolunun azıcık sıyrılmış olmasından yemek saatinin geldiğini anlayabiliyorum ama Sherlock Holmes olmak dünyaya bambaşka bir gözle bakmaktır. Sadece bakmak yetmez, hepimiz bakarız ama göremeyiz. Gördükten sonra da onlardan çıkarım yapmanız gerekir. Sherlock buna Science of Deduction der, yani Çıkarım Yapma Sanatı. Kendisinin icadıdır bu da. Nev-i şahsına münhasır derler ya öyle bir adam Sherlock.

Laboratuar araştırmaları yapan –dikkat dolabından kesik parmaklardan göze kadar her şey çıkabilir- Sherlock, her küçük ayrıntıya dikkat eder ve hangi külün hangi sigaradan döküleceğini bilecek kadar da bilgi sahibidir. Yapabilir miyiz ne dersiniz?

İşiyle ilgili her bilgiyi takip eder ama dünyanın güneşin etrafında döndüğünü bilmenin gereksiz bir bilgi olduğunu söyler ve hafıza sarayının çöp kutusuna atıverir. Bir de hafıza sarayı meselesi var, sanırım Sherlock gibi düşünmenin püf noktalarından biri de kendinize için çok iyi bildiğiniz bir mekan bulup bilgileri buraya kodlayarak depolamak. Böylece gerekli bilgileri ulaşmayı kolaylaştırmış, gereksizleri de atmış olursunuz. Evdeki çöpleri atmak gibi bir nevi. Ne demiş Sherlock:

“Yalnızca bir aptal önüne gelen bilgiyi kapar, böylece ona faydası dokunabilecek bilgiler kalabalıklaşır ya da bir çok bilgi birbirine girer ve o bilgiye ihtiyacı oldu mu güçlükler yaşar. Ama becerikli usta bir kimse, zihnine ya da çatısına bir şeyler alırken son derece dikkatlidir.”

 

Ayrıca iyi dövüşmelisiniz. Çünkü o kadar soğuk ve sonuç odaklısınız ki davaları çözerken insanlara gerekli hassasiyeti göstermiyorsunuz, doğal olarak patavatsızlığınız ve kabalığınızdan ötürü insanlar size yumruk atmak istiyor. J Sadece o da değil, suçlularla da gerektiğinde mücadele etmelisiniz. Sherlock boks ve eskrim dersleri almış, sopa dövüşünde de iyi biri. Ama kolay kolay şiddete başvurmaz. Özünde barışçıl olduğu bu yeteneklerini halkın faydasına kullanmasından bellidir sanırım.

Bunun dışında arada düşünmenize yardımcı olacak bir hobi edinmelisiniz. Sherlock bu durumlarda keman çalar örneğin… Diğer alışkanlıkları olan tütünü vs kesinlikle önermiyorum… 


Sherlock Holmes’ün kendisinden öneri alırsak şöyle demiş:

·                    Bir şeyi saklamanın en iyi yolu, onu herkesin görebileceği bir yere koymaktır.
·                    Bir suçu çözmenin ilk prensiplerinden biri, her ne kadar önemsiz gibi görünse de hiçbir ayrıntıyı atlamamaktır. İnsanın göz ardı ettiği şeyleri görmek, sonuca ulaşmanın ilk kuralıdır. Araştırmanız ayrıntıların gözlemlenmesi üzerine kurulu olduğunda, en doğru sonuca vardığınızı siz de göreceksiniz.
·                    İyi bir gözlemci tek bir ipucuna ulaştığında sadece olanları değil, ileride olabilecekleri de görmelidir.
·                    İnsan beyninde çözülemeyecek kadar zor, tahmin edilemeyecek kadar karmaşık duygular ve arzular vardır . Gözleri kör eden bu ürkütücü ruh halleri, insanın aklının ucundan bile geçiremeyeceği şeyleri yapmasını sağlar. 
·                    Çözülmesi en zor suçlar, nedensiz işlenenlerdir.
·                    Bir mantıkçı için, her şey tam olarak ne ise öyle görünmelidir. Kendini küçük görmek de, yeteneklerini abartmakta gerçeklerden kaçmaktır. 
·                    "İmkansızı elediğinde elinde kalan şey gerçeklerdir."

 

Madem Sherlock olacağız tam olsun. Hemen uzun bir palto, mümkünse kahverengi ekose, üzerine de bir avcı şapkası edinmelisiniz. Yaz sıcağında kurdeşen dökseniz de şart bu! Bir de pipo -yakmadan!-, sonra elimize aldık mı bir büyüteç, dış görünüş de tamamdır J Hadi sokaklara dökülelim ve çıkarım yapalım J Sevgiler… 


4 yorum:

Aredhel Elanessë dedi ki...

ilginç benim ismimle yayınlamışlar yazıyı :D

Benherneysemo dedi ki...

Demek sizdiniz :) Nasıl böyle bir şey yaptılar ben de meraklardayım açıkçası...

Esat Mürşit Demirel dedi ki...

Ben bir tavsiyede bulunayım. Dikkat dağınıklığımdan dolayı özel dikkat eğitimi aldım ve çok faydasını gördüm. Baktığımı görmeye başladım ve bu tür küçük ayrıntılar dikkatimi çekmeye başladı fakat sonucunda ne gib bişey düşünmem gerektiğini bilmiyordum. Sonra Sherlock dizisiyle karşılaşınca ufkum açıldı, Öncelikle dikkat eğitimini herkese tavsiye ederim, şimdi çıkarım yapma üzerine kendimce geliştirmeye çalışıyorum :)

Benherneysemo dedi ki...

Güzel sonuçlanmış ne güzel ki :) Sherlock her türlü candır :)