19 Mart 2013 Salı

Yalnız Gözlerin İçin - Fatih Murat Arsal



Kitap Adı: Yalnız Gözlerin İçin
Yazar: Fatih Murat Arsal
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Basım Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 776
Tür: Günümüz Aşk

Dört zorlu arkadaşın hayatlarının aşkını buluşlarını anlatan isimsiz seri:

1- Nefretten Sonra - Tamer&Natalia (YORUM İÇİN TIK)
2- Seni Sevmek İstemedim - Doğan&Pınar
3- Yalnız Gözlerin İçin - Tahir&Güney (YORUM İÇİN TIK) 
4- Beni Bırakma - Gamze&Akın




Kapak: Her fırsatta Ephesus'un kapak konusunda çok iyi olduğunu söyler dururum ama malesef bu kapağı pek sevemedim. Hele çok uzun zaman beklediğimiz ve çok sevdiğim bir yazarın kitabının kapağının özensiz olması beni çok üzdü :( Gerçi o kadar bekledik ki artık çıksın da kapaksız çıksın kıvamına geldiğimiz için çok da kafama takmamaya çalıştım. :)

-Yorumum spoiler içermemektedir, can alıcı kısımları asla içermemektedir.-
 ---

Tahir ve Güney! Nerede kaldınız? Sizi öyle bekledim ki :( Neyse ki 800 e yaklaşan sayfa sayısıyla kendinizi affettirdiniz. FMArsal Men Club diye bir kulüp var, ben koydum ismini oldu :D 
FMA erkeklerinden bahsedeceğim önce biraz. Bu erkekler mütemadiyen upuuuuzun boylu, kendilerine göre yakışıklılıkları olan, kaslı, esmer, sahiplenici, mert erkekler olurlar. Yani benim ve bir çok kızın hayallerindeki gibi :) FMA Men Club yazısı yazmaya karar verdim şu an... Bir ara bu erkeklerin ortak ve kendilerine özgü özelliklerinden ayrı bir yazıda bahsedeceğim. Şimdi kitap yorumuma geçiyorum :)

Tahir, FMArsal erkekleri içinde Osman gibi en ağır abi olanlardan... Fırtına öncesi sessizliği var kendinde... Diğerlerinden sadece birkaç ay büyük olmasına rağmen diğerlerine abilik yapanlardan... Şakaklarındaki kırlıkla çekici görünen Güney'in deyimiyle Koca Adam...  

Güney ise yine dingin ve suskun kızlarımızdan... Genç yaşta olgunlaşmak zorunda kalan yaralı insan dinginliği onunki... İnsanı sakinleştiren masmavi, duru gözleri ve beyaza yakın uzun sarı saçlarıyla çok ilgi çekici bir kızımız... 

Güney kardeşi Cihat'ın bir terörist yuvasında öldürülmesine asla inanamıyordu. Kardeşi gibi daha çocuk sayılacak ve de iyi birinin terörle ne işi olurdu ki? Hastanede bu haberi aldığında onu kurşunlayan adamın da hastanede yattığını öğrenmişti. Künyesinde Tahir A. yazan, suçsuz çocukları gözünü kırpmadan öldüren bu adamdan intikamını almalıydı!  

İşte bu ahval ve şerait altında bu hikayenin ağırlığı olan ve de dokunaklı bir hikaye olacağını düşünüyordum ben... Ki başlar hariç beni yanıltmadı da. Bu kitabı okuyuşumu bir araba yolcuğuna benzetirsem önce tam gaz yokuş aşağı indim, ardında uzun bir yokuş çıktım ve sonra tekrar yokuştan indim diyebilirim :) 
Karakterlere bakarak olayların çok ağır ilerleyeceğini düşündüm ben, hele de 800 sayfa civarı olunca olaylar bayağı yayılmıştır diye düşünüyordum. Yazarımız yine şaşırttı beni! Olaylar o kadar hızlı gelişti ki ilk yarıda, resmen başım döndü! Hiç beklediğim gibi değildi... 

Sonra olaylar arapsaçına döndü ve ben bir yokuştan yukarı çıkar gibi hissettim... Yokuş diyorum çünkü öyle üzücü şeyler oldu ki zorlandım o olayları takip etmekte, içim öyle kötü oldu ki... Yazarın bana her kitapta oynadığı bir oyun daha var, kitap sonlarına doğru hep: "Yaaa bunca şeyden sonra bunlar nasıl bir araya gelecekler bir daha?" diye soruyorum umutsuz bir şekilde... Ama öyle şeyler oluyor ki, sonunda yine şaşırıp kalıyorum... 
Tabi aynı oyun bu kitapta da oldu. Olaylardan sonra ben bile güven sorunları yaşadım, daha bunların birbirlerine güvenmeleri imkansız derken buldum kendimi. Sonra kendimi üze üze tırmandığım (üzücü olaylar nedeniyle) o yokuştan öyle bir kaydım ki uhuuu neler oldu, neler? 

Kısacası kitabın cidden kendine has bir ağırlığı vardı! (Okuması zor anlamında değil, hikayenin etkileyiciliği konusunda)
Yine beni yanıltmayan harika bir FMArsal kitabıydı...

Kitabın yazarın kendi hazırladığı kapak çalışması, orijinal kapaktan daha güzeldi diyebilirim...




 An itibariyle Kütüphanemden FMArsal Kitapları Manzarası şöyle:  "Mutluluğun resmini çizemem ama çekebilirim... :)"


                Tek dileğim e-bookların da kitaba dönüşüp bu üçlünün yanındaki yerini alması... 

                                                                 Puanım:  (En güzelinden...)

                                                                              Alıntılar: 

Bilmiyorum. Bu çok zor," diye mırıldandı Güney.
Ahmet Bey: "İnan bana değil. Sadece bekle. Sevmek için acele etme. Doğru erkeği bekle. Seni şu mahzun görünümlü, insanı etkileyen bakışların için bile, Yalnız Gözlerin İçin bile sevecek bir erkek bulabilirsin..."

---

"Nasıl? İşinden memnun musun Güney?" diye sordu (Tamer) rahat bir tonla.  (...) "Belki de Tahir'in yanında sormamalıydım. Onun ne kadar zor bir adam olduğunu emin ol biz de biliyoruz..."
Tahir ters bir bakışla uzanıp genç kızın tabağından peynirli bir börek aldı, "Aferin... İyi ki arkadaşımsın..." diye homurdandı. 

---

Tahir: "Evinin yandığına o kadar sevinmiştim ki... Gerçekten! (...) Yeniden benim yanıma taşınman   harika bir olaydı. Ev sensiz bomboştu. Bir daha o günleri yaşamamak için her şeyi yapabilirdim."
Güney kıkırdadı. "Evimi sen yakmadın değil mi?"
Tahir'in gözlerinde şeytani bir ışık yandı söndü.  (...) " Aklıma gelseydi... inan ki önce ben yapardım."

---

        "Sevgi göreceli bir kavram Güney Hanım.  Her kadın sen gibi değil. Çoğunluğu, ihtiyaçları 
                              karşılandığı sürece bir erkeği sevdiğini zannetmeye hazırdır..."
                                                        (Aşk olsun Tahir:( Üzüldüm... )

---
Tahir hafifçe gülümsedi arkadaşlarına. "Neden diye mi sordunuz bana? (...) Yalnızca gözleri için dostlarım... Yalnızca o güzel gözleri için..."

---

Doğan'ın düşünce balonu: " Evet, Güney çoğu kadından çok daha özel bir kadındı. Ama her şeye rağmen içinde öfke ve nefret barındıran bir kadındı. Kendisi olsa, asla böyle bir kadını yanında barındırmazdı. Aşkından ölse, böyle bir kadına sahip olmak istemezdi.

Benim düşünce balonum: "Ah be Doğan şu kitaplarda söylediğin tüm sözleri sıra sıra nasıl yedin sen öyle ya. Türklerin bir lafı vardır canım: Büyük lokma ye, büyük söz söyleme... Heheh! :)"


8 yorum:

tarih84 dedi ki...

Bu yazı üstüne ben bu kitabı nasıl tanıtacağım kopyalayıp yapıştırasım geldi :)

Hangi kitabı okusak oradaki adama vuruluyoruz bu haksızlık.

Man club yazalım bari bir ara sözleşelim.

Güney çok zordu çok.

Düşünüyorum da Doğan sanki gizli ana bağlayıcı has karakter hangi kitabı okusam doğana ayrı bir saygı duyuyorum onun gibi bir adamla olmak isterdim. Gerçi ben Osmanla da Tahirle de Yavuzla da olmak isterdim:)

Benherneysemo dedi ki...

Genelde FMArsal kitaplarıyla ilgili düşüncelerimiz uyuşuyor canım, ondan öyle düşünmüşsündür. Mailleşmelerimizde de ortaktı fark ettiğimiz yanlar :)

Aynen hangi kitabını okusam ona vuruluyorum ben de :) Eskiden yabancı romance'ları okurken ordaki karakterlere de vurulurdum ama şimdi bakıyorum da FMA erkekleri bir adım önde sanki :D Ben de Yavuz ve Karacıyımdır canım :D Ama Doğan, Tahir,Tamer,Akın dörtlüsünü de çok severim. Ah ah diğerlerini de.... :D

Yok yok tez bir zamanda men club yazısı yazacağım. Bu adamların ortak ve karakteristik özellikleri üzerine :) Belki ilerde bir de Girl club yazısı yazarım :D Sen de yaz canım, bakalım ne düşünüyoruz bu koca adamlarla ilgili, zevkle okurum :)

Benherneysemo dedi ki...

Ayrıcaaaa Doğan cidden kendi aşka temkinli yaklaşsa da karakterlerin çoğunun mutluluğunu sağlayan arabulucu oldu, çok tehlikeli çok :D Güney çok bocaladı ama Natalia kadar olamadı emin ol :)

tarih84 dedi ki...

Doğan denince aklıma şu aktör geliyor: Colin Egglesfield

Benherneysemo dedi ki...

Vaaay, hiç fena değil... :D

Sudaba Aliyeva dedi ki...

Colin Egglesfield Dogana cok uyuyor evet .. ben cok sevdim :))

kara kartal dedi ki...

Arkadaslar bu kitap ile ilgili zor sorular sorarmisiniz cevaplari ile birlikte bi arkadasa soracamda idda soz konusu

kara kartal dedi ki...

Arkadaslar bu kitap ile ilgili zor sorulariniz varmi pqylasirmisiniz idda soz konusu cevaplariyle birlikte