6 Şubat 2013 Çarşamba

Obsidiyen - Jennifer L. Armentrout (Lux #1)




Kitap Adı: Obsidiyen
Yazar: Jennifer L. Armentrout
Orjinal Adı: Obsidian
Çeviri: Bilge N. Zileli 
Yayınevi: DEX
Basım Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 354
Tür: Fantastik / Young Adult
Seri: Lux Serisi
#1 Obsidiyen
#2 Oniks
#3 Opal
#4 Köken
#5 ??


Hey Yakışıklı, hangi gezegendensin sen? :)    

Yepyeni bir seriye başladım. Bitireli birkaç gün olmasına rağmen hala aklımdan çıkmadı... Yazarın kitabı sadece 7 günde yazdığına inanmak çok ama çok zor. Yazarın dili çok akıcı, çeviri çok başarılı. Yoruma başlamadan önceki söyleyeceğim şey: Harikaydı, kesinlikle okuyun, olur. :)

Vampir, Kurt Adam, Zombi, Melek derken aramıza uzaylılar da katıldı, yer açın canlarım. Biz hep onları eciş bücüş, dünyayı ele geçirmeye çalışan yapışkan ve istilacı yaratıklar olarak tanırdık ama Deamon tüm ön yargıları kırdı... :)

Kat, annesiyle yeni bir kasabaya taşındığında tek yapmak istediği kitap blogunu yazmak ve bahçeye çiçek ekmekti. Kimseyle kaynaşma gibi bir niyeti yoktu... Zaten hiçbir zaman çok girişken biri olamamıştı... Ama annesi onu komşuları olan 2 kardeşle tanışmak konusunda cesaretlendirdi. 

Kat "Market yolu" sorma bahanesine sığındı, kapıyı çaldı ve hiçbir şey eskisi gibi olmadı artık... (vay be ne dramatize ettim:)
Kapıyı açan asık suratlı ama yakışıklı mı yakışıklı; dağınık simsiyah saçlarına ve kopkoyu yemyeşil gözlerine bittiğim Daemon'du. Daemon daha ilk dakikadan Kat'i terslemeye ve aşağılamaya başladı. İkiz kardeşi Dee ise Daemon'un tüm engelleme çabalarına rağmen Kat'in en yakın arkadaşı oldu... Ama bu ikizler Lux adlı gezegenleri yok olunca Dünya'ya yerleşen Luxen adında ışık varlıklarıydılar.

Karakterler
Kat'e sevdiklerim kısmında değineceğimden kendisini atlıyorum.

Daemon, seksi uzaylımız. Seksi olduğu kadar da bir ÖKÜZ kendisi. Kitabı okumadan önceki yorumlarda Öküz dendikçe, bu çocuk ne yapıyor da Öküz demiş kızımız buna diye merak ediyordum, şimdi bakıyorum da gerçekten  Öküz!!! Kızımıza karşı sürekli kırıcı ve alaycı davranıyor ısrarla. En büyük öküzlüğüyse: "Artık neredeyse hiç parlamıyorsun." repliğini kullandığı kısımdı.

Dee, Daemon'un dünya tatlısı ikizi. Kat'den çok farklı olarak neşe dolu bir kız ve Kat'in en iyi arkadaşı. Sevilesi karakterlerden.

Ash, kardeşleri ve Matthew'u şimdilik sevemedim. Simon ise elleri dost canlısı arkadaş, başına gelenleri hak etti bence... 

Sevdiklerim: 
İkilinin her saniye atışmaları beni benden aldı. Kitap boyunca tebessüm etmenizi sağlayacak hoş didişmelerdi bunlar. Birbirlerinde hoşlanmadıklarını her dk söylemelerine rağmen sürekli birlikte olmalarıysa daha da hoştu. 

Kat'in kitap blogger'ı olması tabi ki. Ki ilk sayfada beni yakalayan bir şeydi bu. Eminim çoğumuz onda kendimizi gördük. Blogunun başına geçip yorum yazılmadığı için insanlar berbat, takipçisi arttığı için insanlar harika diye değerlendirme yapması gibi... :)  Sıradan esas kız gibi dursa da oldukça zeki ve eğlenceliydi. Daemon'un laf sokmalarına çok yerinde karşılıklar verebiliyordu ki bu Daemon'un bile hoşuna gidiyor :)

Daemon'un kızımızı arka sıradan sürekli kalemle dürtmesi... :) Öldüm bittim orada... 

Karkuşu'nun hikayesi ve karakterlerimizin daha sonra bu hikaye üzerinden yaptıkları sohbet.

Daemon'un sırrı açığa çıkma tehlikesine rağmen kızımızı hep koruması, kurtarması...
Kitabın sonunda kısa bir olayların Damon'u gözünden verildiği bir bölüm bulunması... 

Sevmediklerim:
Kat'in çok sık da olmasa dudağını ısırması. Son okuduğum bir kaç kitaptan sonra bu dudak ısırma işi aldı yürüdü, bir seksepalite simgesi oluverdi, bu da benim hoşuma gitmedi...

Luxenlerimizin kendilerini gizleme ve bahane bulma konusundaki acemilikleri. Başka gezegenden dünyamıza gelmişsiniz, kimliğiniz saklı kalmalı diyorsunuz ama çok ihtiyatsız davranıyorsunuz bu konuda. Suyun altında 10 dk kalmalar, hızlı hareket etmeler, zayıf bahaneler. Daha ilk dakikadan bizde bir tuhaflık var dedirttiniz resmen.

Daemon'un Kat'e Kedicik demesi hoştu ama bu aralar birkaç kitapta daha karşıma çıkan bir hitap olduğu için nedense biraz soğudum bu laftan.

Ash karakteri ve karanlık varlıklar olan Arumlar tabi ki. Arum'lar ışık varlıkları olan Luxen'lerin en büyük düşmanları... Buldukları yerlerde öldürmek istiyorlar Luxenciklerimizi.

Savunma Dairesi olayı. Bence bunun altından bir şeyler çıkabilir ilerleyen kitaplarda.

---

Kitap kapağından bahsedersek yazarımız karakterlerinin dünyadaki yansımalarını bulmuş ve futbolcu Pepe Toth ve model sevgilisi Stzella'yı buna uygun görmüş. Kapaktaki çiftimiz ve gerçek hayatta da birlikteler. Kapaktaki hallerini beğendim  ama çiftin gerçekteki hali bence Daemon ve Kat karakterine hakaret gibi. Ki yazar bu kişileri imza günlerine bile götürüyor, o kadar seviyor :)
Daemon ne kadar uzun, güzel vücutluysa Pepe o kadar ufak tefek geliyor bana, dövmelerini de sevmedim. Kapaktaki hallerini sevdim ama onun dışında ortalıkta görünmesinler bence :)
Ki bu çiftimiz onlarca kitap kapağında mevcutlar. Goodreads'te ufak çaplı bir araştırınca, Pepe'nin diğer kapak fotoğrafları şöyle... 
Bu kitaplar arasından Türkçe'ye çevrilmiş Heidi Betts'in Kördüğüm kitabı da mevcut. 
Bu çiftle kitaba bir de trailer oluşturulmuş,o da şöyle...

Ben kitapları okurken karakterleri kendim zihnimde canlandırmayı severim ki yazarın bence karaktere uyacak kişileri okuyucuya bırakması daha iyi olurdu. Okuyucular kendi aralarında bunu tartışır, daha güzel paylaşımlar çıkabilirdi. Nitekim E.L. James'in Fifty Shades serisi hala filmde kim oynasın, kim daha Christian Grey diye hala konuşuluyor. Jennifer bizi kısıtladı bence biraz. 

Ah bir de çok ama çok hoşuma şeylerden biri ise Obsidiyen Kolye. Bundan ben de istiyorummmm!!!


Sonuç olarak 2. kitap Onyx'i iple çektiğim, bayıldığım, kesinlikle devam edeceğim, hala etkisinde olduğum ve beni çok heyecanlandıran bir kitaptı bu :) Bayıldım... 

Kitabı okurken zihnimde çalan arka plan şarkısı ise Şudur...

Puanım:    

Alıntılar:
"Tişörtü yok mu bunun?" diye sordum, bir kürek alırken.
"Malesef olduğunu sanmıyorum. Kışın bile böyle. Her zaman etrafta böyle yarı çıplak gezer." İnledi. "Tenini... bu kadar çok görmek zorunda olmam iğrenç. Iyy. "
Onun için iğrençti, benim içinse kahrolası seksiydi. 

---

"Sıradaki soru?"
"Neden bu kadar dangalaksın?"
"Herkes bir konuda uzmanlaşmalı, değil mi?"
"Şey, harika bir iş çıkarıyorsun."

---

"Hayır. O elbiseyle muhteşem görünüyordun."
"O zaman sorun ne?"
Gülümsemesi büsbütün muzip bir hal aldı. "Ah, kırmızı rengin Daemon'un en sevdiği renk olduğunu söylemedim."

---

Aman Tanrım, Daemon ağaçları köklerinden söküyordu...
(...)
Yüce Tanrım, bir dahaki sefere Daemon'u kızdırmadan önce iyice düşünecektim.

---

Bu kesinlikle delilikti, şimdiye kadar yaptığım en çılgınca şeydi. Tek yıldızlık eleştiri yapmaktan daha kötü, ilk doğurduğum çocuğumu, öğle yemeğini onunla yemek için verebileceğim yazardan röportaj isteğinde bulunmaktan daha korkutucuydu... (...) (Kat'in buradaki tanımlamasına çok güldüm)


12 yorum:

Kitap Tutkusu dedi ki...

Canım yorumunu çok beğendimm, ellerine sağlık. Kedicik olayını ben de sevmedim. Aklıma sürekli Bones geldi. O kitaptaki olaylar falan :)) Bir de şu Daemon ve Kat olayı var. Cıks ikiside uymamış arkadaş o ne ya öyle!

Kolyeee bayıldımmm :)))

Benherneysemo dedi ki...

Sağol canım benim. Aynen benim de aklım Bones'a gitti ki bir kitapta daha Kedicik muhabbeti vardı, aklıma gelmedi bir türlü. Deamon neyse resimde kasmışlar yine fena değil ama Sztella hiç olmamış... :(

Kolyeyi istiyorum ya. Hiç fan işi bir eşya almadım. Bir dönem modaydı ya cullen simgeli yüzükler kolyeler, alaycıkuş iğnesi falan. Hiçbirini istemedim ama bunu alabilirim çıkarsa :)

Berfim Aydin dedi ki...

ahahaha mükemmel alıntıları koymuşsun yazı çok güzel olmuş canım ellerine sağlıkk :)

Ama Deamon benim biliyorsun :)

Benherneysemo dedi ki...

:) Sağol canımmm, mersilerden bir demett... :)

Daemon konusunda kapışabiliriz ama Damla beni bayağı korkuttu seninle kapışma konusunda :D

Kitap Tutkusu dedi ki...

Ben de kolyeye bayıldım ikizcan. Çıkarsa gördüğüm yerde alıcağım :D :)

Benherneysemo dedi ki...

Bulursak birbirimize haber verelimmm, ben de çok istiyorum canımmm :)

Kitap Tutkusu dedi ki...

Kesinlikle :)))

sayfalarda kaybolmak dedi ki...

blogunuzu okudum bence çok güzel bir anlatım biçimi var ben daha bloguma birşey koymadım ama koyduğumda lütfen 10 üzerinden bir puan verin sizin gibi deneyimlilerin fikri benim için önemli

Benherneysemo dedi ki...

Teşekkür ederim, bu konuda bir otorite olarak görmüyorum kendimi, ben de yeni sayılırım çünkü :) Ama yine de düşüncelerimi paylaşırım. Hayırlı olsun blogun ;)

sayfalarda kaybolmak dedi ki...

Cevabınız için teşekkürler:)

Zeliha Bulut dedi ki...

Ben okuma aşkına bu kitapla başlamıştım iki yıl önce. O zamanlar henüz toy olduğum için aşık olmuştum. Ama hala öyleyim. Her repliğini ezbere bildiğim, bıraksalar 5 kitabı 1 saatte eksiksiz anlatabilecegim kadar çok seviyorum bu kitabı ve karakterleri. Galiba okumaya en zirvedekiyle başlarsak bir daha alcaklara inemeyiz değil mi ? Aynı durumdayım. Ve son olarak belki bulmussunuzdur ve söylememe gerek bile yoktur ama Istanbul Kadıköy'de Köstebek adlı mağazada okuduğumuz ve izlediğimiz her filme, her kitaba ve her animeye ait eşyalar var. Cantalardan tutun yüzüklere kadar. Bloğunu ve yorumunu sevdim. Bu kadar. :)

Benherneysemo dedi ki...

Merhaba, okudukça insanın okuma zevki ve tarzı değişebiliyor. Örneğin ben günümüz aşk türünde genç yetişkin ya da yeni yetişkin kitaplarını eskisi kadar zevkle okumadığımı yazmıştım blogda. Böyle durumlar olabilir :) Köstebek'ten blogda bahsettim, fandom eşyası arayıp soran arkadaşlar için link verdim. İlginiz ve yorumunuz için teşekkür ederim ^_^