23 Temmuz 2012 Pazartesi

Sen Gelmeden Önce - Judith McNaught (Westmoreland #3)


Kitabın Adı: Sen Gelmeden Önce

Yazar: Judith McNaught

Orijinal Adı: Until You

Yayınevi: Epsilon Yayınları

Tür: Aşk / Romance

Sayfa Sayısı: 408

Westmoreland Serisi
#3 Sen Gelmeden Önce 


Bu benim okuduğum 2. Judith McNaught romanı ve kendisinin tarzını çok severim... 
Ve bu kitap tam bir romantik yanlışlıklar komedyasıydı… Okurken ya “Bu kadar da olmaz artık.” Dedim ya da “Ee, şimdi ne olacak?” dedim. Stephen soylu ve “bekar” bir gençtir ve İngiliz sosyetesinin gözdesidir. Sheridan ise asi kızıl saçları gibi asi ruhlu, babası tarafından bir erkek çocuk gibi yetiştirilmiş daha sonra teyzesinin himayesine verilmiş bir refakatçidir. İngiltere’ye evlenmek amacıyla gelen soylu  ve de şımarık bir genç kıza refakatçilik yapmaktadır ama bu genç kız kaçtığı için kızın nişanlısıyla konuşması gerekmektedir. Bir önceki gece kızın nişanlandığı soyluya arabayla çarparak ölmesine sebep olduğu için vicdan azabı içinde olan Stephen ise karşısındaki bayanı Baronet’in nişanlısı sanmakta ve durumu açıklamak istemektedir. Ancak Sheridan kaza geçirir ve hafızasını kaybeder. Stephen’ı nişanlısı zannetmektedir. Herkesin karşısındakini bir başkası sandığı eğlenceli bir hikayeydi.

 Stephen’ın Sheridan’a koca seçtiği, listelere bakıp hepsine bir kusur bulduğu kısımda çok gülmekle beraber en çok güldüğüm Nicki ve Stephen’ın kavga ettiği kısmı da alıntı olarak paylaşıyorum. Tavsiye edebileceğim bir Judith klasiği…


“ ‘Anlatacak bir şey yok.’ Dedi Nicki sakin bir tavırla. Ortadaki kart destesini alarak karıştırmaya başladı. ‘Bir evlilik tartışması yaptık.’ (…)

Nicki’nin hırpalanmış gömlek yakasına bakarak, ‘Ne! Evlilik mi!’ diye bağırdı. ‘İki erkek nasıl bir evliliği konuşabilir ki!’

Nicki kayıtsızca: ‘Damadın kim olacağını tartışabilir.’ Dedi. Cesur olanı sordu, ‘Karar verildi mi bayım?’ (…)

Nicki ortaya parayı sürerken ‘Evet’ dedi. ‘Ben sağdıç oluyorum…’ ”


Düşler Krallığı kitabına da zamanında okuyup bayılmış, bir süre Ah Royce ah diye gezmiştim. Bunda da insanın Stepheeeeen diyesi geliyor :) Sıradaki Judith kitabım Sonsuza Kadar. O kitabın karakterleri Victoria ve Jason bu kitapta da geçmekteydiler. Kısacası seriyi biraz tersten okudum sanırım :) Neyse bakalım, eminim ki çok sevilen bir kitap olduğunu bildiğim Sonsuza Kadar'da da Jasoon ahh diyeceğim... :) Görüşmek dileğiyle... 

PUANIM: 

Kördüğüm - Heidi Betts (Chicks with Sticks #1)






Kitabın Adı: Kördüğüm
Yazar: Heidi Betts 
Orijinal Adı: Tangled Up In Love 
Çeviren: Süreyya Çalıkoğlu
Yayınevi: Ephesus Yayınları
Tür: Çik-Lit/Romantik Komedi
Sayfa Sayısı: 280
Yayın Yılı: 2012
Seri: Chicks with Sticks Serisi 1. Kitap
Seri:
#1 Kördüğüm / Tangled Up In Love  (Ronnie&Dylan)
#2 Seviyor Sevmiyor / Loves Me, Loves Me Knot (Jena&Gage)
#3 Bir Yumak Aşk / Knock Me For A Loop (Grace&Zackary)



Öneriler sonucu almıştım, kapağına da ilk görüşte vurulmuştum bu kitabın... Çok tatlı, gülümseten bir hikaye...

Kızımız Ronnie ve oğlumuz Dylan iki rakip köşe yazarıdır. Rekabetlerinin temeli Ronnie'nin istediği işi Dylan'ın kapması olsa da sütunlarda kadın-erkek tartışması üzerine ilerler, hangisinin daha üstün olduğu konusunda sürekli iddiaya girerler... 

Birbirlerine utanç verici şeyler yaptırırlar ve birbirlerinden ölesiye nefret ederler... Ancak arkadaşları ortak olduğundan sürekli de karşılaşırlar.

Hikayemiz de bir iddiada Ronnie'nin Dylan'a örgü öremeyeceğini söylemesiyle başlar. Dylan örgü örmelidir ve dersleri de Charlotte'in de yardımıyla Ronnie vermeye başlar. İkili aynı zamanda birbirlerine deli gibi tutulurlar ama diğer yanda da çekişmeleri vardır. Bunun üstesinden gelebilecekler mi?

İkisinin de inadından kolay kolay vazgeçmeyeceği herhalde Ronnie'nin beni de güldüren şu sözlerinden anlaşılabilir:
"Dylan Stone'a karşı böyle bir çekim hissedemezdi. Cam parçaları yemeyi, yanan kömürler üzerinde yürümeyi, bütün vücuduna kağıt kesikleri yapıp limon suyu dolu bir fıçıya atlamayı tercih ederdi..."

Bu arada Charlotte teyzemizin büyülü bir çıkrığı var, onunla eğrilen yünle bir şey örüldüğünde çiftleri bir araya getiriyor, bir ara aşırmayı düşünüyorum, söyleyeyim :) 

Yüz güldüren, çekişmeli bir kitaptı. +18 olduğunu belirtmekte de fayda var... 

Bu arada Ephesus yayınlarından bir müjde daha. Serinin ikinci kitabı Seviyor Sevmiyor da çıktı çıkacak... Bunda da çocuk meselesi yüzünden boşanan Jenna ve Polis Memuru Gage'i okuyacağız... Örgü kulübünün üyesi samimi üç arkadaşın 2.sinin hikayesi de umarım ilki kadar güzel ve eğlenceli olur :)


PUANIM: 

Tanrıça - Aimee Carter (Bir Modern Hades Masalı:)




Kitabın Adı: Tanrıça

Yazar: Aimee Carter

Orijinal Adı: The Goddess Test 

Çeviren: Gökçe Çiçek Çetin

Yayınevi: Ephesus Yayınları

Tür: Fantastik

Sayfa Sayısı: 319

Yayın Yılı: 2012

Seri: Tanrıça Serisi #1

#1Tanrıça
#2 Tanrıçanın Savaşı
#3 Tanrıçanın Mirası





Mitolojiyi ve mitolojik hikayeleri severim. Öncelikle Yunan mitolojisinden bir hikayeyle başlayalım. Bereket tanrıçası Demeter'in Kore adında bir kızı vardır. Yer altı tanrısı Hades -Ölüler Diyarı Tanrısı da diyebiliriz- Kore'ye deli gibi aşık olur. Hades aşkından tutuşur ama güneşe çıkamadığı için Kore’ye açıklayamaz bunu bir türlü. Sonunda Hades Zeus'un da yardımıyla Kore'yi yer altına kaçırır ve ona yeni bir isim verir: Persephone (Cehennemler Ecesi, bazen korkunç ama genelde şefkat dolu yer altı tanrıçası).

Demeter kızını aramak için yollara düşer ancak onu hiçbir yerde bulamaz.Üzüntüsü öyle büyük olur ki hayata küser. Sonunda her şeyi gö­ren ve bilen güneş tanrısı Helios ona kızının yer altına kaçırıldığını söyler. Bunun üzerine Demeter Olympos’tan kaçar, yüreği sızlayarak ıs­sız bir yere çekilir. Bütün yıl yeryüzünde toprak kurur, bereket kaçar insanlar topraklarında hiç bir şey yetiştiremezler. Kıtlık baş gösterir. Tanrılar dehşete kapılır. Zeus Demeter'e haberci gönderir, bu kıtlığa bir son vermesini ister ama nafile…

Bunun üzerine Zeus, Hermes’i (haberci), Hades’e gönderir ve Persephone’yi Demeter’e geri vermesini ister. Hermes haberi verince günden güne solmuş olan Persephone'un yüzü güler. Hades ise Zeus'a karşı çıkamaz. Ama aklına bir oyun gelir ve gitmeden Persephone'a bir nar tanesi yedirir. Yeraltına gidip de orada en ufak bir şeyin tadına bakan bir daha Ölüler Diyarından geri gelememektedir. 

Bunu duyan Demeter Zeus’a yalvarır, kızının Ölüler Diyarına geri dönmemesini ister. Zeus'un kararına göre Persephone yılın dörtte üçlük kısmını annesinin yanında, kalan dörtte birlik kısmını da Hades’in yanında geçirecektir. Bunun üzerine Demeter kızının kendi yanına geldiği ilk dörtte birlik zamanı ilkbahar yapar, toprağı hareketlendirir, çiçekler açtırır. İkinci dörtte birlik zamanı yaz yapar, ekinleri olgunlaştırır ve kızının kendi yanında geçireceği son zaman dilimi olan üçüncü dörtte birlik kısmı da sonbahar yapar, ağaçlara yaprak döktürür, ekinlerin hasadını bitirir. Ve tabi ki kızının, Hades’in yanında geçireceği zaman dilimini de kış yapar; küser toprağa, kurutur her şeyi, karartır. Kendi yüreğinin aynasıdır, insanlığa armağan ettiği mevsimler..

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Eveeet, hikaye kısmını düşünürsek insanın içinde Hades'e karşı bir nefret oluşuyor. Peki, size Hades'i çok seveceğinizi, belki de favoriniz haline geleceğini söylesem tepkiniz ne olur? Sanırım hikayeyi de okuduktan sonra pek mümkün görünmüyor. Ama "Tanrıça" kitabı bana Hades'i o kadar sevdirdi ki sizle de paylaşmak istedim. 

Mitolojiye ve mitolojik hikayelere bambaşka bakan, bir yandan macera dolu bir yandan romantik ve ince bir hikaye var karşınızda. 

Kate kızımız kanser hastası annesini son günlerini geçirmesi için doğduğu kasaba Eden'e getirir. Bu arada Eden cennet demektir. Okulda tanıştığı Ava, sevgilisine asılıyor zannederek parti ayağına Kate'i kandırıp Eden Malikanesinin sınırlarına getirir. Ava yüzme bilmeyen Kate'i tek çıkısının bir nehir olduğu arazide bırakarak suya atlayıp gitmeyi planlamaktadır. Ancak kafası bir taşa çarpar ve ölür. Kate tüm korkularına rağmen suya atlayıp çıkarmıştır Ava'yı ama ölü kızla ne yapacağını bilmez bir haldedir. Bu sırada Henry (yani Hades) gelir ve Ava'yı hayata döndürür. Bunun karşılığı olarak Kate sonbahar ve kışı onun malikanesinde geçirecektir. Ölüler Diyarının Efendisi olan Henry'nin eşi olacaktır. Bunun için 7 testten geçmesi gerekmektedir ve daha önce sınava giren hiçbir kız hayatta kalamamıştır. Kate ya ölümsüz olacaktır, ya da denerken ölecektir. 


Çok şaşırtıcı ve etkileyiciydi... Henry karekterine tüm naifliğine rağmen bayıldım. Özellikle Persephone ile Henry'nin anlatıldığı kısımlarda ben de çok üzülmüştüm. Güzel bir kitap, tavsiye edilir...

Alıntı: 

  • Gözleri benim göremediğim bir şeye odaklanmıştı. "Ve başarının, aynı zamanda ikimizin evleneceği anlamına geldiğini de anlıyorsun, değil mi?"
    Bedenime yayılan ürpertinin heyecandan mı,yoksa gerginlikten mi kaynaklandığını bilmiyordum. "Evet, bu fikre alıştım sayılır. Senin için bir sakıncası yok, öyle değil mi? Yani, bunun biraz aceleye geldiğini düşünürsek."
    Yüzü bir gülümsemeyle aydınlandı. "Hayır, bir sakıncası yok. Sence?"
    Var mıydı? Kimsenin karısı ya da kraliçesi olmaya hazır değildim, ama bu Henry'ye sahip olacağım anlamına geliyordu. (...)
    Başımı salladım. "Beni törende elbise giymeye zorlamadığın takdirde yok."


    Ve en tatlı diyalogu: 

    ''Devam edelim mi? Altıncı elin şanslı olduğunu duymuştum.''

    Gözlerimi devirdim. '' Cehennem buz tuttuğunda belki kazanırsın.'' 
    Bir kaşını kaldırdı. '' Sanırım bunu ayarlayabilirim..."



    PUANIM: 





    19 Temmuz 2012 Perşembe

    Gece Yarısı Öpücüğü - Kızıl Öpücük - Gece Yarısı Uyanışı - Lara Adrian (Gece Yarısı Nesli #1,#2,#3)





    Bu kitapları ilk gördüğüm, yorumları ve arka kapakları okuduğum andan beri istiyordum... İlk iş internetten sipariş ettim, hemencecik gelsin diye. Ancak 1 haftalık bekleyişten sonra serinin ilk kitabı olan Gece Yarısı Öpücüğü'nün baskısının kalmadığını öğrendim. Tabi ki büyük bir hayal kırıklığı... İlk kitap olmadan diğerlerini de okuyamayacağım için hemen başka bir siteye sipariş verdim, orada da satışta görünmesine rağmen baskısı kalmamıştı, ardından başka bir siteden de aynı cevabı alınca kitapçıları dolaşmaya başladım... Yine hiç bir yerde bulamadım... En son Kadıköy'deki bir kitapçıya girdim, biri Nişantaşı, biri Şaşkınbakkal şubesi olmak üzere 2 tane kalmıştı, hemen sipariş verdim, 3 günde gelir denmesine rağmen 5 gün sonra gittiğim halde gelmediğini öğrendim, bu sefer diğer şubeden istettim, sonraki hafta nihayet kitabı elime alabildim. Hemen bağrıma bastım, kitapçıdaki eleman tuhaf tuhaf bakmasa öpecektim herhalde:) Öyle bir duygusal sahne yaşandı aramızda... 

    Herkesi konudan soğutacak bu sıkıcı girizgahı neden yazdım ki? Sanırım nasıl zor elde ettiğimi anlatarak benim için kıymetlerini anlatabilmek için. Neyse bakalım gelelim yorumlamalara... 

    Serinin ilk kitabı

    Kitabın Adı: Gece Yarısı Öpücüğü

    Yazar: Lara Adrian

    Orijinal Adı: Kiss Of Midnight

    Çeviren: Banu Belgi

    Yayınevi: Epsilon Yayınları

    Tür: Fantastik

    Sayfa Sayısı: 445

    Yayın Yılı: 2010

    Seri: The Midnight Breed Series 1. Kitap


    Onlar kendi türlerinin kan şehvetiyle başa çıkamayan, yoldan çıkmış Issızlarına karşı savaşan bir grup Soylu Savaşçı... Yıllardır Issızların karşısında durabilen tek güç onlar... Ama bu seferki farklı, bu seferki bir savaş..! 

    Soylu Savaşçıların lideri Lucan! Kadimlerin kanını taşıyan ilk nesil soylu vampirlerden. Diğer yandan beğenilen eserlere imza atan fotoğrafçı Gabrielle!


    Gabrielle bir cinayete şahit olur ama sıradan bir cinayet değildir bu. Böylece hayatına Lucan girer. Gabrielle farkında olmadan vampir sığınaklarının fotoğraflarını çekmektedir. Bu onu da savaşın içine sürükler... 

    Ama bir sorun vardır, ikisi arasındaki tutku! Ve Gabrielle bir soy eşidir. Lucan ondan beslenirse ona bağlanacaktır. Ve Lucan bunu asla istememektedir. 

    Bir yanda yüzyıllardan gelen bir savaş, bir yanda Lucan'ın savaşçılarından sakladığı zayıf yanlarını gören Gabrielle ve Lucan'la arasındakiler...

    Çok heyecanlı, sıcak, vampirlere bambaşka bir açıdan bakan bir kitap. Özellikle kökenleri açısından.  Keyifli bir kitaptı. Bu arada Lucan benimdir... :)



                                                                 PUANIM: 4.50 / 5 





    Serinin 2. Kitabı

    Kitabın Adı: Kızıl Öpücük

    Yazar: Lara Adrian

    Orijinal Adı: Kiss of Crimson

    Çeviren: Banu Belgi

    Yayınevi: Epsilon Yayınları

    Tür: Fantastik

    Sayfa Sayısı: 384

    Yayın Yılı: 2011

    Seri: The Midnight Breeds Series 2. Kitap

    Soylu savaşçılarımızın macerası 2. kitapta devam ediyor. Bu kitapta Issızlarla Soyluların savaşında Issızlara öncülük edecek lider (kim olduğunu öğrenince şaşıracaksınız), bir insan aracılığıyla Kızıl adı verilen bir uyuşturucu sürer piyasaya. Bu uyuşuturucu normal bir vampiri ıssıza çevirecek kadar susuzluğa hapsetmektedir. Olaylar Soylu Savaşçımız Dante'nin gözünden anlatılır. Dante bir gece ıssızlarla çatışmasında yaralanır. Kendini bir kliniğin deposuna zor sürükler. Burada veteriner kızımız Tess'le tanışır. Bir yandan kızılla mücadele ederken bir yandan Tess'le mücadele eder. Tess'in kızıl satıcısıyla tanışıyor olması, onu da bu mücadelenin içine çeker... Yine çok güzeldi, aşk, macera, heyecan, ne ararsanız... Özellikle sonlarda Dante'nin Tess'in dibinden ayrılmadığı kılıbık tavırlarını okurken çok eğlendim :) 

                                                               PUANIM: 4.50 / 5
                                                                   

    Ve 3. Kitap -


    Kitabın Adı: Gece Yarısı Uyanışı

    Yazar: Lara Adrian

    Orijinal Adı: The Midnight Awakening

    Çeviren: Banu Belgi

    Yayınevi: Epsilon Yayınları

    Tür: Fantastik

    Sayfa Sayısı: 350

    Seri: The Midnight Breed Series 3. Kitap 


    O soylu savaşçıların en korkutucusu... Taş kalpli, duygularını asla ele vermeyen biri, yürüyen bir ölüm makinesi...


    Bu kitapta Soylu Savaşçımız Tegan anlatılıyor. Açıkçası ben favorim Lucan olsa da Tegan gibi birinin nasıl bir eş bulacağını ya da bulabilecek mi hep merak ediyordum... Elise herhalde aklıma son gelen kişiydi (Elise olduğu kitabın arkasında da yazdığı için spoiler saymıyorum;) ) Bir de nedense 2. kitapta Elise'i hep daha olgun bir teyze gibi düşündüğümdendi. Elise Issızlarla mücadelede hem eşini, hem oğlunu kaybetmiştir. Bir tür intikam yemini ederek gündüzleri Issızların köleleşmiş insanlarını öldürmektedir. Ancak insanların içindeki en karanlık düşünceleri duyma yeteneği onu çok zorlamaktadır. Elise'i 4 aydır görmeyen Tegan onu Issızların saldırısından kurtardığında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyor muydu acaba? Elise ve Tegan kısa geçilse de güzeldi, ancak asıl düşman şimdi ortaya çıktı.

    Elise'i  2. kitapta pek sevmemiştim nedense. Fazla dramatizasyon yeteneği olan bir karakter olarak gelmişti bana. Açıkçası kitabın arkasını ilk okuduğumda da Tegan'a hiç yakıştıramamıştım. Ama sonlara doğru yazar onu da anlamamızı sağladı ve sevdirdi karakteri. 

                             PUANIM: 4.30 / 5  (Elise ile Tegan yüzeysel geçildiği için.)
                                                             

    4. Kitap Gece Yarısı Çığlığı da piyasaya çıkmış durumda. Ama ben henüz alıp okuyamadım. Soy eşi tarafından büyük bir ihanete uğrayan ve sonrasında yaralanan Rio hem fiziksel hem de ruhen büyük bir acı içerisindedir. Kadınlara karşı aşırı güvensiz, aksi ve serttir.


     



     Rio'nun 3. kitapta ayağa kalkmasına da çok sevindim. 4. kitapta hem onu okuyacağımız, hem de asıl düşmanla tanışacağımız için çok heyecanlı olacağına inanıyorum.. Tavsiye edilir :)