5 Aralık 2012 Çarşamba

Laura Reese - Tepeden Tırnağa (Saçmalık)



Kitap Adı: Tepeden Tırnağa
Yazar: Laura Reese
Orjinal Adı: Topping From Below
Çeviri: Merve Duygun
Yayınevi: Sonsuz Kitap (Yakamoz Yayıncılık)
Basım Yılı: Kasım 2012
Sayfa Sayısı: 400
Tür: Erotik Romance (Pek Romance'ı olmasa da)
Yaş Sınırı: +18


Evet, yazı başlığında kitap ismine eklemeyi ben yaptım. Çünkü son zamanlarda ve hatta son yıllarda okuduğum en saçma kitaptı...  Yarım bırakmak istedim ama hiç huyum olmadığı için kendimi zorlaya zorlaya bitirdim. Harcadığım vakte ve nakte de acımaktayım... 

Sözde biraz polisiye katılmış bir erotik romance bu. Ama ne romans var ne de polisiye. Duygular bile yok! İnanılmaz tensel ve ruhsuz bir romandı. Sadizmin dibine vurmuştu. 

Yazarın anlatımını hiç sevmedim. Bir kere anlatım karmakarışık. Bir geçmiş, bir günümüz, bir Franny, bir Nora... En can alıcı yerde kesilip başka şeyden bahsediliyor falan... Bir de karakterler koşarken yanlarından geçen arabanın lastiğindeki çamurdan, gelen geçen insanlara kadar boğucu bir ayrıntı kalabalığı var. Bunlar çıkarıldığı takdirde kitabın 200 sayfa kalacağı kanaatindeyim... 

Ayrıca kitabın orijinal basım yılı 1995'miş. Bunu da kendimce bu türün popülaritesinden sonra ısıtıp önümüze konulmuş  bir kitap olarak gördüm ve daha da mutsuz oldum... 

Sevdiğim şey ise bölüm aralarındaki şu ayrıntıydı: 





Konudan ve karakterlerden bahsedeyim. Nora'nın (35) kendinden 10 yaş küçük kız kardeşi Franny vahşice öldürülmüştür. Nora, sessiz biri olan Franny'nin günlüğünü okuduğunda M. diye biriyle ilişkisini olduğunu ve bu ilişkinin sadizmin dibine vurduğunu görür... M. 'nin üniversitede müzik profesörü olan Michael olduğunu düşünür... Adamı baştan çıkararak itiraf alabileceğini düşünür ağzından... 



Michael 49 yaşında bir adam... Franny'i kendi sadistçe istekleri için kullanmış. Adamın isteklerini okudukça midem bulandı resmen!! Franny ise safca adamı sevdiğini söylüyor, değişeceğini düşünüyor, ağlaya sızlaya her isteğine boyun eğiyor...



Bir de Ian var, Nora'nın erkek arkadaşı... Nora'nın M. ile ilişkisini bilmiyor. Tamam kızım, şüphelenirsin, araştırırsın da ilk günden adamla yatmak nasıl bir psikolojidir bilmiyorum. Hani adam tamamen habersiz olsa anlayacağım. Adam daha Nora onu bilmeden Nora'yı tanıyor, şüphelerini de söylüyor Nora ona... Kardeşimin katili bu adam deyip, adamla yatmaya devam ediyor, saçmalık! Ordan çıkıp Ian'ın kollarına koşuyor... 



Bir insan bir kitapta ki hiçbir karakteri mi sevmez arkadaş! Ian'a üzülüyordum başta, ama onu da sevemedim bir türlü... Nora'yla M. zaten en nefret ettiğim karakterler. Franny'nin ise başta her şeyi aşkı için kabul ettiğini sanıyorsunuz ama onun da altında çocukluğundan gelen suçluluk duygusunun karşılığı olarak ceza görme isteği var... 



Kısaca hiçbir karakter normal değil! 49 yaşındaki müzik profesörünün sadistik yanı ise çok ama çok iticiydi! Adamda kuraldı, sınırdı, güvenli kelimeydi hiçbiri yok! Kafasına göre, ağlata sızlata her istediğini yaptırıyor. Daha Nora'yı tanıdığı ilk gün mumyalamıştı! 



Nora desen kardeşlerini ve hatta kimseyi önemsemeyen bencil bir varlık. Kardeşi ölmüş gitmiş, sözde bir vicdanla katilini arıyor ama daha kardeşini tanımıyor bile. M. ondan iyi tanıyor Franny'i ve Nora'ya da anlatıyor. Bir yandan Frannyle ilişkisini anlatıyor bir yandan Nora'yla yatıyor, iğrenç! Katil falan derdinde de görmedim ben Nora'yı, tek derdi M.'yle olmak... 

Franny'i anlattıkça M., Nora da aslında Franny'i hiç tanımadığını anlıyor... 

Nora: "Franny öldürüldüğünde içimde bir şeyler kapandı. Onun ölümü öyle duyarsız ve vahşiydi ki beni erkek kardeşimin..." 
Hayır canım, duyarsız olan onun ölümü değil sendin, vahşi olan da M.

Nora'nın duyarsızlığını ve asıl Nora'yı M.'den dinleyelim. Ben de böyle düşünüyorum... 
"Suçlayacak birini arıyorsun. Franny'nin intikamını almak istiyorsun. Bunu anlıyorum, insan doğası. Ama bence sen başka bir şey daha istiyorsun, yalnızca benim sana verebileceğim bir şey: Yanıtlar. Asıl bu yüzden buradasın. Beş ay içinde kardeşinle ilgili senin bir ömür boyu bildiğinden çok şey öğrendim. Sen ona sıradan bir insan muamelesi yaptın. Onu hiç tanımıyordun ve şimdi kendini suçlu hissediyorsun, pişmansın. Bunu telafi etmek için buradasın." 

Al sana tespit Nora... 

Bir de bu haspam sanki hiçbir şeyin farkında değil gibi davranır. Gidip M. nin kollarına atlamasına da şöyle der : 
"Herhalde hasta ruhlu ve sapık biri olmalıyım." Evet öylesin, hepiniz öylesiniz... 

Bu arada kitap çok dehşet bir sonla bitiyor. Okurken midemden bir şeyler ağzıma doğru yükseldi resmen... Kitabın tüm mesajı aslında şu satırlarda gizli bence: "Bazen bir roman okuduğumda ya da bir film izlediğimde hayatın düzenli ve pürüzsüz olduğu, erdemin ödüllendirildiği ve tüm kötülüklerin def edildiği fikrine kapılıyorum. Gerçek hayatta öyle değil. Masumlar cezalandırılıyor, suçlular serbest kalıyor. (...) Hepimizin içinde; insanlığımızın hemen altında gizlenen,bazılarımızda sapkın, aşırı ve yabani, bazılarımızda ise daha sakin ama her zaman mevcut, her zaman medeni ruhla mücadele içinde karanlık bir taraf olduğuna inanıyorum..." Bunu anlatmanın yolu bu olmamalıydı Laura... Bu işkenceye değmezdi... 

Puanım: 

7 yorum:

Adsız dedi ki...

bakacağız

Benherneysemo dedi ki...

bakın :)

tarih84 dedi ki...

Franny için ağladım ona o kadar üzüldüm ki anlatamam. Aylardır bu kitap hakkında yazacağım sıktım dişimi sinirim geçsin diye bekledim. Franny resdmen kaybolmuştu tutunacak bir damla sevgi aradı. Sevilmek uğruna feda ettikleri içler acısı. Hatta M. bile bazen ona acıdı git uzaklaş benden demek istedi de deyişi daha beter isteklerle oldu. Kız hep direndi dediği gibi onu inadı öldürdü. M. nin Nora tespiti cuk oldu. sen ona sıradan muamele ettin hatta bir erkekle ilişkisi olduğuna bile şşaırdı sanki tek o becerilmeyi hak ediyormuş gibi pislik ama durdum o kürtaj muhabbeti de beni üzdü o da kötü şeyler yaşadı ama bu bencilliğini değiştirmezdi erkeklere soğuk olabilirdi ama kardeşlerine sırt çevirdi. Anne babası oğlunun yası ile kör gezinirken kız kardeşine ne oldu diye umursamadı. Çok çok konuşulacak şey var da neyse. Ian dersek ben ona üzüldüm doğrusu, M. onu da tuzağına düşürdü ya pes dedim M. nin sınırı yok pislik ya bildiğin pislik.

Sadomazo ilişkiler açısından gerçek bir anlatımdı bziler Grey- Gabriel-Gideon okur pembe peri masalları izler gibi yaklaşırız ama sadizm daha dehşet boyutta işte bu da bir gıdım anlatımdı.

Benherneysemo dedi ki...

Kitapta zaten üzülebilinecek Franny ve Ian vardı sadece. Sevemesem de üzüldüm onlara. Franny içinde suçluluk duygusunu büyüte büyüte yaşamış, o suçlulukla da içine kapanmış bir kız. Ama bir yerde sınırı çizebilseydi keşke dedim. Bence Franny M.'nin ilgisinden hoşlandı başlarda evet ama sonra o cezalara sadece cezalandırmayı hak ettiğini düşündüğü için katlandı, sadece sevdiği için değil... Ian ise çok zayıf bir karakterdi. Hele de M. gibi birinin yanında zaten hiç şansı yoktu. M. nin zaten hiç sınırı yoktu. M. ve Nora'dan resmen tiksindim yani...

Kitabı hiç sevemedim ama tek iyi yanı BDSM veya sado-mazoşist ilişkiler konusunda pembe hayaller kuranların biraz ayaklarının yere basmasını sağlayabilecek olmasıdır.

Esra Ulucenk dedi ki...

bence kitap harika, asla duygusuz olarak etiketlenecek bir kitap değil, o sahneleri okurken gözünüzün önünde canlanan karakterler ve durum olgusunun yanında kendinizi o anda hissediyorsunuz, yerine koyuyorsunuz ve bu buz gibi anlatımın sayesinde geriliyorsunuz. Kitabın amacı, soğuk anlatımın ardındaki gerçek duyguları tattırmak ve belki de cinsel anlamda kendinizi sorgulamanızı istemek zira okuyanlar o an ben olsam acı duyardım ancak zevk alır mıydım diye düşünmeden edememişlerdir. Çünkü herkesin bu derece hastalıklı ve zararlı olmasa da, gerek nesnel gerek psikolojik saplantıları vardır. Kitap karmaşık bir günümüzü bir geçmişi anlatıyor demişsiniz, hikayeden sonra en önemli olan şey kurgudur ve kurguda zaman algısı hikayenin yönlendirmesine göre yapılır. Nora'nın cezasından ya da katlanmak zorunda olduğu şeyden sonra kazandığı ödül kardeşi hakkında bilmediği, onun ağzından yazılmış geçmişin gerçeği olan kanıtlar kurgu dışı bırakılamazdı zaten ya da daha sonra ayrıca bir bölümde toplanamazdı. Teknik ve edebiyatı saf dışı bırakarak sadece kendi beğeni kategorinize göre eleştiriler yapmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. 15 dizi 3 film yazmış kendi halinde bir senarist olarak kitabın kurgusunu tıpkı Michael M. karakteri gibi tehlikeli ancak çekici buldum.
Teşekkürler:)

Benherneysemo dedi ki...

Merhaba. Kendi beğeni kategorime göre yorum yapmam aslında mantıklı olan, çünkü burası benim alanım ve kendi düşüncelerimden bahsediyorum. Aksi takdirde insanların beğenilerine göre toplama bir yorum yapsaydım, ya da beğenmediğim halde beğendiğimi söyleseydim o zaman hiç sevmediği bir filmi sırf herkes beğendi diye beğendiğini söyleyenler kadar sahte olacaktım. Kitaba başlarken bazı beklentilerim vardı (kitabın sunuluş şekli nedeniyle gelen beklentiler), ve kitap buna hiç uymadığı gibi birçok mantıksızlık içeriyordu. Duyguları hissedemedim. Bu laftan kastım ay aşk yoktu tribi değil, nefret, sevgi, korku, endişe... Bunların hiçbirini hissedemedim istisnai birkaç kısım hariç. Geçişlerden rahatsız olmamın nedeni teknik bilmemem değil, bu tekniğin uygulanış şeklinden hoşlanmamış olmam. Bu bir kitap ve hepimizin beklentileri, zevkleri, hayata bakış açısı farklı. Ben kendi zevklerime, bakış açıma düşüncelerime göre yorumladım, sizin de yaptığınız gibi. Düşüncelerinize saygı duyuyorum ama bunu karşı tarafı yanlışsın diyerek suçlayarak değil, kendi düşüncelerinizi birebir aktararak yapmanın daha uygun olacağını düşünüyorum. Yorumunuz için teşekkürler.

Esra Ulucenk dedi ki...

Tabii ki ben de yorumunuza saygi duyuyorum sizi asla yargilamadim. Kendi beğeniniz çerçevesinden eleştirmekten kastım kitabın içeriğini olduğu gibi yansıttıktan sonra kendi kötü ya da iyi yorumlarımıza yer verdiğimizde kitabı okumak isteyen takipçilerimize yanlış izlenim kazandıracak olmamızdı. Kendi alanlarımızda bir çok insana tavsiyeler vererek ya da tavsiye etmeyerek örnek oluyoruz ve onlari bazI şeylere yönlendirdiğimiz kadar bazi şeylerden vazgeçirebiliyoruz da... kast etmek istediğim budur. Yanlış anlaşılmak istemem blogunuzu sevdim :) sevgiler..