17 Kasım 2012 Cumartesi

Vampirle Görüşme - Anne Rice (Vampire Chronicles #1)


Kitap Adı: Vampirle Görüşme
Yazar: Anne O'Brien Rice (1976)
Orjinal Adı: Interview With The Vampire
Çeviri: Roza Hakmen
Yayınevi: Turkuaz Kitap
Basım Yılı: 1. Baskı - Aralık 2006
2. Baskı - Eylül 2009
Seri: Vampire Chronicles #1
Sayfa Sayısı: 360

Seri Sıralaması
#1 Vampirle Görüşme / Interview With The Vampire
#2 Vampir Lestat / The Vampire Lestat
#3 Lanetliler Kraliçesi / The Queen of  The Damned
#4 Beden Hırsızı / The Tale of The Body Thief
#5 Şeytanla Dans / Memnoch The Devil
#6 Vampir Armand / The Vampire Armand
#7 Sonsuz Karanlık: Merrick / Merrick
#8 Kan ve Altın / Blood and Gold
#9 Blackwood Farm
#10 Blood Canticle
#11 Prince Lestat
#12 Blood Paradise


Vampirle Görüşme gibi bir kitabı okurken süt içen gencin dramı diye başlamak istiyorum yazıma... :) Şu kitabın yanına kadehte kırmızı renkli bir içecek yakışırdı aslında, ama ben ironik bir şekilde süt içtim... :)

Bütün ergen karakterli vampir kitaplarını unutun... Bütün o insanlara aşık olan, (bir hamburgere aşık olmak gibi bir şey sanırım onlara göre:) insancıl, romantik vampirleri unutun... 
Vampirlerin gerçek dünyasına girmeye hazırsanız, bir vampirin gözünden görmek istiyorsanız dünyayı ve insan ilişkilerini pardon vampir ilişkilerini Anne Rice'ın dünyasına hoş geldiniz... 

Anne Rice'ın Vampire Chronicles, Türkçesiyle Vampir Günlükleri serisinin ilk kitabı Vampirle Görüşme bitti... Konudan ufacık bahsetmek gerekirse gazeteci genç çocuk bir vampirle aynı odadır. Amaç ise onunla röportaj yapmak... Ses kayıt cihazı ortalarında, vampir birkaç yüzyılı kapsayan yaşamını anlatmaya başlar... Louis'dir bu vampir... Vampirden çok insancıl (ne kadar insancıl olursa olsun aklınızdaki en vahşi vampirlerden birine eşdeğer muhtemelen) olan Louis, onun uçarı, bencil, burnu havada dönüştürücüsü Lestat ve ufacık bir çocuk bedenine hapis, hiç büyüyemeyeceğinin farkında olmanın hırçınlaştırdığı Claudia... Ve kitabın sonunda akıllarda bir esrar perdesi bırakarak giden çekici Armand... Louis ve Claudia'nın yollara düşmesine neden olan o arayış... Kendi gibileri, ama kendilerinden daha bilge olanları bulma ihtiyacı... 

Anne Rice'ın 3. kitabını bitirmenin bilmişliğiyle Rice'ın kitaplarının ortak özelliklerinden bahsedelim... Öncelikle kitaplar birinci tekil şahıs ağzından anlatılır. Kahramanımız olan vampir fırtınalı yaşamından sonra ya bir günlük alır, ya da bu kitaptaki gibi bir röportajda oturur içini döker, başından geçenleri anlatır.


Rice'ın kitaplarında psikolojik yönün ağır bastığını kesinlikle söyleyebilirim. Bir vampirin bakış açısını, iç dünyasını anlatmasını çok başarılı ve gerçekçi buluyorum... Psikolojik tahlilleri beni etkiliyor... Gotik ve karanlık bir anlatımı var. Vampirlerin uzun yaşamı göz önüne alınırsa aynı zamandan tarihsel... O nedenle Rice'ın kalemini seviyorum... Son zamanlardaki okuduğunuz bir çok vampir serisine de bakarak bu işin kraliçesi Anne Rice'dır diyenleri anlıyorsunuz... 

Ama romantizm, insanla kaynaşma, lisede geçen ergen muhabbetleri bekliyorsanız kesinlikle okumayın... Ben severek okudum... 


Yine kitapla aynı ismi taşıyan filme gelince ise filmde Lestat'ı Tom Cruise, Louis'i Brad Pitt, Armand'ı ise malesef ki Antonio Banderas canlandırmıştı... Anne Rice Lestat'ı Tom'un oynamasını istememiş başta ama performansını görünce "Vay arkadaş, adam süper oynamış. Hacı, kusura bakma hakkını yemişim." demiş, yani buna benzer bir şeyler demiş işte :) Uygun bir zaman film hakkında da yazmak isterim...

Puanım: 

Alıntılar:

Louis: Sadece şunu düşünüyordum, sevgi nefrete eşit...

Lestat: Vampir katildir, yırtıcıdır. Her şeyi görebilen gözleri, soğukkanlı olabilsin diye verilmiştir vampire. İnsan hayatını  bir bütün olarak görebilme yeteneği; iğrenç bir hüzünle değil, o hüzne son vermekten, ilahi düzende parmağı olmaktan dolayı heyecanlı bir tatminle görebilme yeteneği...

Claudia: Bana bu çaresiz görünümde, çaresiz şekilde ölümsüzlük verdiniz.

Louis: Sanki gece bana 'Sen gecesin, seni bir tek gece anlar ve kucaklar.' demişti. Gölgelerle tek vücuttum... 

Louis: Kötülüğün en yüksek mertebesi de bu, seninle benim birbirimizi sevecek kadar ileri gitmemiz. Zaten başka kim bize bir damlacık sevgi, bir damlacık merhamet, şefkat gösterebilir? Birbirimizi tanıdığımız kadar iyi tanıyan kim, bizi yok etmekten başka bir şey yapabilir? Ama biz birbirimizi sevebiliyoruz... 

Louis: Lestat için en muhteşem av genç erkeklerdi. (...) Onlar Lestat için en büyük kaybı temsil ediyorlardı, çünkü hayatın azami imkanlarının eşiğindeydiler. Tabi Lestat'ın kendisi bunu anlamıyordu. Zamanla ben anladım. Lestat hiçbir şeyi anlamıyordu. Vampir olmak onun için intikam demekti. Hayatın kendisinden intikam... aldığı her can bir intikamdı. Bu durumda hiçbir şeyin kıymetini bilmemesi şaşırtıcı değildi. (...) Nefretle yanıp tutuşarak geriye bakıyordu. Kıskançlıkla yanıp tutuştuğundan, başkalarının elinden almadığı sürece hiçbir şey hoşuna gidiyordu; bir kere ele geçirdikten sonra da, aslında ele geçirdiği şeyin kendisini sevmediğinden soğuyor, doyumsuz oluyordu; böylece başka bir şeyin peşine düşüyordu. Kör, kısır ve aşağılık bir intikam... 

Ve en çok güldüğüm kısım: 
Louis: Koşarak basamakları çıkıp salona döndüm. Lestat plantasyon evraklarını incelemeye koyulmuştu bile, geçen yılın giderlerini ve karlarını hesaplıyordu. İçeri girdiğimde 'Zenginsin.' dedi. 'Bana bir şeyler oluyor.' diye bağırdım. 
'Ölüyorsun o kadar, saçmalama.Başka lamba yok mu? Bu kadar paran var,tek bir fener dışında balina yağına verecek paran yok. Şu feneri getir bana.' , 'Ölüyorum!' diye bağırdım; 'Ölüyorum!' 
'Herkesin başına gelir,' dedi, yardım etmeyi reddederek. 

Ve tüm kitabın ana fikrini anlatan cümle: 
Claudia: Nefretle birbirimize kenetlenmişiz.


4 yorum:

Adsız dedi ki...

Kitabın türkçe çevirisini nerden buldun?

Benherneysemo dedi ki...

Zamanında idefix.com dan satın almıştım. ^^

Adsız dedi ki...

Kitapta cinsellik var mı? Hani yoktur diye düşünüyorum ama yine de... Bu arada bu kitabı hangi yayın evinden almalıyım?

Benherneysemo dedi ki...

Anne Rice kitaplarında cinsellik, eşcinsellik gibi ögeler oluyor ama ben rahatsız edici düzeyde olduğunu düşünmüyorum. Tabii sizin ne kadar hassas olduğunuza bağlı. İlk 3 Kitap Turkuvaz Yayınları'ndan çıkmıştı, sanırım başka basanlar da olmuş, devam kitaplarını Martı Yayınları bastı. Ben Turkuvaz + Martı olarak dizdim seriyi.